Thursday, July 22, 2010

TEK PROGRAM OH NE RAHAT

Her gün reklamlarda izliyoruz. Çamaşır, bulaşık makinalarının, buzdolaplarının, fırınların falan her geçen gün biraz daha atraksiyonlusu çıkıyor.
Şu düğmeye bas şöyle olsun, bu düğmeye bas böyle olsun. Özel yıkama, çok muhteşem soğutma, kusursuz pişirme.
Ama gel gelelim, o aletlerin üzerindeki düğmeler arttıkça benim kafamdaki sigortalar da daha fazla atmaya başlıyor.
Zaten kullanma kılavuzları başka bir hikaye. Bu kılavuzlarda cevaplarını bulabildiğim soru sayım sıfır. Merak ettiğim hiç bir şeyi bulamıyorum.
Sanki ben icat ettim, ben tasarladım, ben ürettim… Ne bileyim.
Zaten hangisinde çok düğme var, başınızın belada olma ihtimali o kadar yüksek.
Çok düğmelilerde yemek de yakarsınız, su da harcarsınız bol bol, çamaşırları da boyarsınız… Her şey başınıza gelebilir.
O yüzden olsun tek düğme. Hem modeli çetrefillendikçe fiyatı da artıyor, hem basit hem ucuz.
Bir de bilmem kaç programlılar var. Bir tanesini çözdük çünkü diğerleri eksik kaldı.
Ben bulaşık makinasının en kısa zamanda, çamaşır makinasının en düşük sıcaklıkta yıkayan programlarını severim. Mikrodalganın sadece ısı ve sıcaklık ayar düğmesi olanlar makbul benim için.
Gerisi hikaye, tek düğme, tek program. Gerisi boşuna program israfı, anlamak için harcadığın akıl ve zaman, başka bir şey değil:)

Friday, June 25, 2010

YOK MU BAŞKA YOL?



Gerçekten yapılacak bir şey yok mu? Yani savaşmadan, öldürmeden, daha fazla şehit vermeden?
Tek çözüm yolu silahlanmaktan, kanunları daha da iyi savaşabilmek için değiştirmekten mi geçiyor?
Masaya oturularak, el sıkışılarak, silahsız tartışarak yapılması hiç mi mümkün değil?
Ben kendimi bildim bileli aynı laflar.
Terörle mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.
Bunun failleri en kısa zamanda yakalanıp cezalandırılacaktır.
Bir daha böyle bir durumun yaşanmaması için gereki bütün önlemler alınacaktır.
Teröristlerin kökü kazınacaktır.
Acaktırların, ecektirlerin bir sonu yok.
Ama daha birinin şokundan çıkamadan, bir diğerinin haberi geliyor.
Ailelerin içi yanıyor.
Bütün bunlara rağmen tek arpa yolu katedilemiyor.
Vur vur bitiremedik. Neden anlaşılamıyor! Bu iş demek ki vurmakla bitmeyecek.
Biz vurdukça onlar da vuracak, her seferinde daha fazla insanın canı yanacak.
Sürekli gövde gösterisi yapacaklar, biz de onlara gözdağı vereceğiz.
Küçükken kısa zamanda temizlenir bu bela zannederdim, herkes bu kadar iddilalı konuştuğuna göre. Çok safmışım.
Şimdi biliyorum lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini.
Bu savaştan çok insanın nemalandığını.
Bu çekişmenin bitmesini isteyenler kadar, istemeyenler de olduğunu.
Bu sorun kafalarda çözülmedikçe, asıl sebepleri, asıl bu destekçilerine ulaşamadıkça benim çocuğum da 30’una geldiğinde hiçbir şey değişmemiş olacak.
Asıl destekleyenlerin ben dağlarda savaştığını düşünmüyorum. Birileri oturduğu yerden emrediyor.
İşi kökünden halletmedikçe, savaşmak dışında bir çözüm bulmadıkça, bu çözüm herneyse, bu acıların sonu gelmeyecek korkarım.
Giden askerlere, polislere acımıyorsanız, annelerine, annelere acımıyorsanız eşlerine, eşlerine acımıyorsanız çocuklarına acıyın.
Artık birileri dişe dokunur, elle tutulur bir adım atsın, bir çözüm üretsin.
Çünkü belli ki şimdiye kadar ki yöntemler pek işe yaramamış, kınamalara, kararlılıkla sürdürülen mücadelelere herkesin karnı tok.
Related Posts with Thumbnails